Hangi Verileri Toplamalıyım?

Veri toplamanın ve işlemenin bir çok yönden fayda sağlayacağını biliyoruz. Şirketlerin büyük veriye neden yatırım yaptıklarını ve onu işleyip nerelerde kullandıklarını mevcut kaynaklardan öğreniyoruz.

Örneğin Bernard Marr’ın 45 şirketin büyük veriyi nasıl kullandıklarına dair kitabını okuduğumuzda ABD’nin ülkeyi yönetmek için büyük veriyi kullandığını görüyoruz.

Büyük veri oluşturmak için bir yatırım yapmak gerekiyor. Haliyle doğru stratejiyi belirlemeden, yanlış yatırımlar yaparak elde edilmiş yığınla veri gerçekten hiç bir işimize yaramayabilir..!

 

Veri İhtiyaçlarımızı Tespit Edelim

Veri stratejisi geliştirirken ilk düşündüğümüz şey ne yazık ki elimizdeki mevcut veriler veya mevcutta toplayabilir halde olduğumuz veriler oluyor. Oysaki bir süreç başlatıyoruz ve neye sahip olduğumuzdan çok, bize pozitif etki sağlayacak hangi veriye sahip olmamız gerektiği önem arz ediyor.

Sonuç itibari ile anket çalışması yapmıyoruz. Veri çeşitliliğine ve mikro farkındalık yaratacak bilgiye ulaşmak için bir strateji geliştirmemiz gerekiyor.

Rolls-Royce’un düzgün çalışan %95’lik ürün istatistiği ona veri kazanımı sağlamıyor. Fakat x bölgedeki araçlarında gözlemlediği herhangi bir problem, sorunun kaynağına inmesinde ona muazzam bir hız ve sebep belirlemede büyük bir bilgi sağlıyor.

Starbucks dükkanlarının önünden geçenleri saydığı sensörlere sahip olduğunu duymuştum. Sadece içeri girenleri değil, önünden geçenleri de saymasının sebebi ne olabilir?

Tabii ki pazarlama stratejisi belirlerken nasıl bir yatırım yapması gerektiğini, en çok hangi dükkanlarında tanıtıma ihtiyacı olduğunu belirlemek istiyor. Hangi saatlerde, kaç çalışana ihtiyacı olduğunu lokasyon bazlı belirleyebilir. Hatta hangi saatler arasında dükkanların önünün süpürülmesi gerektiğini bile..

Toplayacağımız verileri nasıl belirleriz?

Koku ve hissiyat dışında kalan tüm duyuları otomatize ederek dijital olarak saklayabiliyoruz. Duyu ve kokuyu ise kişilerin yorumlarına dayanarak ve niteliklerine bakarak saklayabilir durumdayız.

Bir ürün satmadan önce kendimize 3 ay ayırıp diğer sitelerdeki stokları takibe alabiliriz. Ya da bir yazılım sayesinde her saat başı bu stokları veritabanımıza kaydedebiliriz. Pek tabii stoklarını yayınlayan e-ticaret siteleri bulmak biraz zor olabilir. O zaman biz de kaç adet kullanıcı yorumu geldiğine bakarız. O da mı mümkün değil o zaman ön sipariş özelliği olan dükkanları kullanalım. Bu örnekler belki çok basit ama bedava olması kulağa çok güzel geliyor.

Çünkü 15 yıl öncesine kadar bu dediklerimi hayal dahi edemiyorduk. Şimdi nasıl yapabilir duruma geldik?

Çünkü birileri hayal etti ve bu doğrultuda mekanikler yarattı. Stokları tutan sanal dükkanlar yaptılar. Çünkü o bilgiye ihtiyaçları vardı. Ve onu bugün alabiliyorlar. Gelecek yıllarda bunun örneklerini fazlasıyla göreceğiz.

Ne dediğinizi duyuyorum.. İhtiyacımız olan veriyi belirlerken ulaşılabilirliğini tabii ki düşünmek zorundayız. Fakat jet motorlarında arızaya sebebiyet olabilecek ısı değişimlerini dahi anında merkeze ileten GPRS sistemleri geliştiren şirketler işe şu soruyla başladılar: En iyisi olmak için neler yapabiliriz?

Bugün “VERİ” kelimesini her yerde gördüğümüz için heyecanlanıyoruz. Ama bir yerlerden veri toplama yarışına girmeden önce, bu soruyu bizim de sormamız gerekiyor. En iyisi olmak için neler yapabiliriz? Belki de sizin ihtiyacınız olan bilgi zaten elinizin altındadır. Ya da ona ulaşmak için bir müddet daha, daha basit ve geleneksel yöntemlere yatırım yapmanız gerekiyordur.

Big data bir araçtır. Unutmayın onu ihtiyaçlarınızı belirlerken de kullanabilirsiniz, bu ihtiyaçları çözerken de.

Büyük veri dünyanın ufkunu katlarken onu görmezden gelmeyeceğiz. Nasıl, neden, nerelerde, hangi aşamalarda diye sordukça aslında her aşamaya entegre edilebilirliğini fark edeceğiz.

WBD’yi takip etmeye devam edin… 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir